İklim Değişikliği ve Cinsiyet Eşitsizliği

İklim Değişikliği ve Cinsiyet Eşitsizliği Arasında Nasıl Bir İlişki Mevcut?

İklim değişikliği günümüzde bazı popülasyonlar için daha fazla risk oluşturmaktadır, küresel ekonomik ve siyasal sistem içerisinde güç ve gelir eşitsizlikleri bir çok ülkede giderek artmaktadır. Aşırı sıcaklar, seller, kuraklık, tropikal fırtınalar, yükselen deniz seviyeleri ve öngörülemeyen hava değişiklikleri zaten hâlihazırda yoksulluk içerisinde yaşayan insanlar için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Devam eden krizler, çatışmalar ve doğal afetlerden genelde ötekileştirilen ve savunmasız olan gruplar daha fazla etkilenmektedir. Bu gruplar içinde insanlar cinsiyet, etnik köken, sınıf veya din nedeniyle dezavantajlı duruma düşmektedirler. İklim değişikliği başlangıçta sadece bir çevre sorunu olarak algılanmış ve sera gazı emisyonlarındaki artış ve sosyal eşitlik arasındaki karmaşık etkileşimlerin anlaşılması zaman almıştır. Bugün Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve 2015 Küresel İklim Değişikliği anlaşması hazırlanırken iklim değişikliği, sosyal kalkınma, adalet ve eşitlik arasındaki bağlantılara yaklaşımda daha iyi bir anlayış söz konusu.

Bazıları daha fazla etkileniyor

Kuraklık, sel veya tropik fırtına gibi afetlerden eşitsizlik nedeniyle bazı topluluk veya kişilerin daha fazla etkilendiğini biliyoruz. Bir çok toplumda kişilerin cinsiyetinin, etnik kökeninin ve yaşının arazi veya kredi kaynaklarına ulaşımda etkisi olduğu da bilinmekte. Bu tür ayrımcılıklar kişilerin ne tür fırsatlara sahip olabileceğini ve iklim değişikliğinin etkilerinden hangi engellerle karşılaşabileceğini de belirlemekte. Ayrımcılık; eğitim, güvenlik, kamusal alanların özgür kullanımı, işe veya markete gidilmesini dahil olumsuz yönde etkilemektedir. Sera gazı emisyonlarını azaltmaya çalışarak iklim değişikliğinde mücadeleye odaklanan bir çok sektör veya endüstrilerde cinsiyet eşitliğinin daha kötü durumda olduğu biliniyor. Örneğin; günümüzde bir çok toplumda halen mühendislik, imalat ve finans alanında iş gücünde kadınlar küçük bir azınlığı temsil etmekte. Tüm dünyada, cinsiyet eşitsizliği iklim değişikliği konusunda en üst düzeyde karar verme mekanizmalarında da daha az belirgin ve görünürdür. 2010 yılında ki verilere bakıldığında dünyada erkeklerin yüzde 86’sı bakanlıklarda çeşitli görevlerde yer almıştır, kadınların görev aldığı yüzde 14’lük kısımda, sadece yüzde 19’u ticaret ve finans alanında, yüzde 7’si çevre alanında ve yüzde 3’ü bilim ve teknoloji alanında görev alabilmiştir. Ayrıca son gelişmelere rağmen, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) sürecinde kadınlar yeterince temsil edilmemeye devam etmektedir. İklim değişikliği ile ilgili küresel tepkiler içinde cinsiyet eşitliği de önemini giderek arttırmaktadır. Örneğin; iklim değişikliği konusunda fon veren kurum/kuruluşlar artık cinsiyet sorunlarını da dikkate almakta. Cinsiyet eşitliği konusunda atılan adımlar şu an için mükemmellikten uzak olsa da küresel iklim politikaları içerisinde cinsiyet eşitliğinin gözetilmesinin bir sosyal adalet meselesi olarak algılanması sağlanmalıdır. Bir çok ülke hâlihazırda sürdürülebilir kalkınma planları arasına cinsiyet konularının entegrasyonu için çalışmalar sürdürmektedir, fakat planların ve politikaların yetersiz olduğu durumlarda politikaları eyleme dönüştürmek hala bir sorun olarak görülmektedir.
Uluslararası anlaşmalar

Hükümetlerin bir çoğu cinsiyet konulu uluslararası taahhütlere imza atmışlardır. Örneğin; Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve Pekin Platformu gibi anlaşmalar sürdürülebilir kalkınma politikaları içine cinsiyet konularının entegre edilmesi için bir temel oluşturmaktadır. Ancak bu anlaşmalar çerçevesinde oluşturulan politika ve eylemler halen ulusal seviyede toplumsal cinsiyet politikalarının da geliştirilmesine çok fazla yardımcı olmamaktadır. Bununla birlikte uluslararası anlaşmalar ile oluşturulan iklim değişikliği ile ilgili politika ve eylemlerin bazı ülkelerde olumlu etkileri de gözlemlenmektedir. Örneğin; Kenya iklim değişikliği ile mücadele ve uyum faaliyetleri içinde cinsiyet eşitsizliğini tanıyan ilk Afrika ülkesi olmuştur. Kenya, cinsiyet eşitlikçi iklim politikasında önemli bir adım olarak kadınların ve erkeklerin dengeli katılımını teşvik etmiştir. 2010’dan itibaren bu konuda Mısır, Kosta Rika, Orta Amerika’da bir çok ülke de cinsiyet eşitlikçi iklim politikaları oluşturmak ve cinsiyet ayrımını azaltmak için planlamalar yapmaya devam etmektedirler.

Dünya Gazetesi, Sevda Alkan, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir